13 Ocak 2013 Pazar
Yine yeni yeniden...
Mehtap Hn'ın yeni sınıfı ile tekrar başlıyorum. Aynı sınıfı tekrar eden tembel öğrenciler gibi hissediyorum kendimi ama öyle zaten.
Bu yıl yaşama tembeliydim ben.
2011 ve 2012 lütfen gittiğiniz yerden geri gelmeyin...
Çok üzüntü , çok pişmanlık, ne çok migren atağı, ne çok ağrı kesici ,anti depresan ve vijdan azabı vardı.
Tatlı, çikolata kahve ve şarapla doldurdum tüm eksiklikleri.
Hatırımda kalanlarsa; çiğnemeden yuttuklarım, sadece bir şey yapmak için, o anın içinde olmak istemediğim, bir çözüm bulamadığım için sürekli yediklerim, perişan midem, karnım , bağırsaklarım...
Bana bak, beni gör, benim için bir şey yap diye çırpınan bedenim. Yüzümde çıkan korkunç sivilceler, sürekli ağrıyan bir yerlerim. Her şey stresten, diyen kim bilir kaçıncı doktor, bir şeyim yok diye sevineyim mi neden çözemiyorum yıllardır, aynı yerde dönüp duruyorum diye üzüleyim mi bilemediğim anlar.
Olmasın bir daha ne öğrenmek gerekiyorsa öğreneyim, ne kadar çok çalışmak gerekiyorsa çalışayım ama bir daha böyle olmasın.
Kendin için bir şey yapmayı öğrenmek, yüksek sesle ne istediğini söyleyebilmek ne kadar zor.
7:45 de işe gidip, en erken 21:30 da evde olmak, evin işine, yemeğine koşturmak, beni deli gibi özleyen, bacağıma yapışan oğlumla bir şeyler yapıp onu en erken gece 02:30 da uyutabilmek sabah 06:00'da kalkıp işe gitmek, işteki entrikalarla, dümdüz kalıp savaşmak, sinirden deliye döndüğün anlarda kirayı, faturaları , oğlunu ve Allah'tan başka kimsen olmadığını düşünüp işine devam etmek...Yani 3 vardiya çalışmak.
Sonra evde oturup ikiz çocuklarına kayınvalide desteğiyle bakıp, kocasının altına çektiği arabayla, benim adını bile duymadığım, altına üstüne getirdiği alış veriş merkezlerinin face'de resimlerini yayınlayan, senden 8 yaş küçük ev hanımının sana "Çakma Anne" demesini, suratına iki tane çakma isteğini bastırıp ya sabır diyebilmek...Her şeye her gün yeniden başlayıp tekrar tekrar aynı şeyleri yaşamak. Bu sonsuz döngüden bir türlü çıkamamak. Anti depresan kullanmamak için diretmek...
Serde Mühendislik var ya kendi kendime çözebilmeliyim.Çözeceğim diye diye bir şeyler bulmak.
Buyurun bulduklarıma:
Yapabileceğim tek şey var. Hayatımı olduğu gibi kabullenmek. Tüm ağırlığıyla ve ağrılarıyla:)
Sonuçta bedenimi ve hastalıklarımı değiştiremem ama "neden ben" diye psikolojimi bozup anti depresan kullanmaktan kar edebilirim.
Sonuçta bu yaştan sonra mesleğimi de değiştiremem. Hayatımın sonuna kadar hep yazılım projelerinde ve bu tempoda çalışıyor olacağım. Evet işimi seviyorum ve emekli olmayı düşünmüyorum.
Sağlıklı beslenmeyi, egzersiz yapmayı, kendime bakmayı, kendi isteklerimi de hayatıma bir şekilde sokmayı öğrenmek zorundayım.
O yüzden öğrenmeye devam...
Çalışmaya devam...
Psikiyatriste gitmeye devam...
Yani, önce kabullen, sonra değiştir.
Oğlumun beni şişman, mutsuz, agresif ve yorgun hatırlamasını istemiyorum...
Başka da bir motivasyon cümlesine de ihtiyacım yok sanırım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder